AORT ANEVRİZMASI / AORT DİSSEKSİYONU VE HİPERTANSİYON

AORT ANEVRİZMASI / AORT DİSSEKSİYONU VE HİPERTANSİYON

Kategori:  HİPERTANSİYON VE KOMORBİDİTELER

Hipertansif hastalarda, hipertansiyonun bir komplikasyonu olarak kabul edilebilecek aort anevrizmaları, abdominal ve torakal olarak ikiye ayrılır.

Abdominal aort anevrizmaları, semptom görülmeksizin ilerleyici genişleyebilir. Prognozları kötüdür ve tedavi edilmezse ölümle sonuçlanabilir. Popülasyonun gittikçe yaşlanması ve tanı metodlarının gelişmesi, bu hastalığın tanımlanma olasılığını artırmıştır. Erkeklerde 55 yaş, kadınlarda 70 yaşından sonra dramatik bir yükseliş gösterir. Erkek kadın oranı 3/1’dir. 70 yaşın üstünde görülme oranı %4’e yakındır.

Anevrizmanın hacmi ile rüptür arasında ilişki vardır. 65 mm’den fazla olanların %30’unda üç yıl içinde rüptür beklenir. Buna karşın, daha küçük olanlarda (40 mm) bu oran %10’un altındadır. Rüptürde prognoz kötüdür. Anevrizma, rüptürü hastalarının yaklaşık yarısı kaybedilir. Buna karşın, anevrizma cerrahisinde ölüm oranı %1-3’dür.

Tanı, yaşlı hastalarda dikkatli muayene ile konabilir. Obez hastalardaysa palpasyonla saptamak zordur. Zayıf yapıda olanlarda ise kıymetli bilgiler verebilir. Abdominal pulsasyon, zayıf olan kişilerde de alınabilir, ancak bu bulgu normaldir ve hatalı sonuçlar verdirebilir. Bu hastalarda, femoral veya abdominal anevrizmalara da %5-8 oranında rastlanır.

Abdominal aort aevrizmalarının büyük bir kısmı asemptomatiktir. Semptomlar komşu organlara baskı, emboli veya rüptüre bağlıdır. Sırt veya abdominal bölgede intermittant ağrı, skrotumlara doğru yayılan ağrı, sızı olabilir.

Aort anevrizmalarında tanıda geçerli metot ultrasonografidir. Bilgisayarlı tomografi ve diğer tetkikler daha ayrıntılı bilgiler verir. 50 mm’den büyük olan anevrizmalarda en iyi tedavi cerrahidir. Cerrahide mortalite düşüktür, ancak hastalarda KOAH, koroner arter hastalığı, böbrek hastalığının varlığı mortalite oranını artırmaktadır. Son yıllarda uygulanan stent tedavisi ümit vericidir. Rüptürde ise acil cerrahi tedavi gerekir.

Torako-abdominal aort anevrizmaları: İnfrarenal abdominal aort anevrizlalarına göre, torakal abdominal aort anevrizmaları insidansı daha düşüktür. Fakat rüptür olasılığı aynıdır. 70 mm’den büyük olanlarda, 5 yılda rüptür olasılığı %50 olarak bildirilmiştir. Bu hastalarda peri-operatif morbidite (parapleji dahil) oranı yüksektir. Genellikle asemptomatiktirler, ancak görülen başlıca semptomlar göğüs ağrısı, kuru öksürük, hemoptizi, tromboembolizm olabilir.

Assendan aortada saptanan aort genişlemelerini anevrizmalarıyla karıştrmamak gerekir. Tanı, çoğu zaman başka bir nedenle yapılan radyografik tetkiklerde konur. Rüptür tehlikesi göz önüne alınarak, büyük vakalarda, cerrahi riski yüksek olsa dahi operasyona gidilmelidir.

Disseksiyon, aortun media tabakasının ayrılarak aort duvarında kan birikimi oluşmasıdır. Oluşumdan sonraki iki haftalık olgulara akut, daha geç vakalara kronik adı verilir. Yaygınlığına göre 3 tipe ayrılır; tüm torakal ve abdominal aortu tutan Tip 1, sadece assendan aortu tutan Tip II ve sadece dessendan aortu tutan Tip III. Etiyolojisinde ki en önemli iki faktör, mediadaki dejenerasyon ve hipertansiyondur. Aterosklerotik değişiklikler, olay sıklığını artırmaz, aksine olay riskini azaltır. Etiyolojide, hipertansiyondan ziyade nabız basıncı artışının etkili olduğu bildirilmiştir.

Disseksiyonda, şiddetli, ani başlayan, ön-arka göğüs ağrısı en önemli semptomlardır. Ayrıca inme, miyokard enfarktüsü, düşük kalp debisi semptomları ve kalp tamponadı belirtileri görülebilir.

Telegrafide genişlemiş mediasten tanı için yeterli değildir. Ekokardiyografi, bilgisayarlı tomografi ve MR bulguları tanıyı pekiştirir. Acil cerrahi hayat kurtarıcıdır. Cerrahi yapılmayan vakaların 1 yıllık yaşam şansı %5 civarındadır.

0
Yorum
Yorum Ekleyebilmek için Üye Girişi yapmanız veya Üye Olmanız Gerekmektedir